BENİ ÖDÜLLE CEZALANDIRMA – Dr. Özgür Bolat

Beni Ödülle Cezalandırma kitabının kapak sayfasında “ Çocuk eğitimi anlayışını değiştiren kitap olarak tanımlanıyor.  Aslında bu kitabın içeriğinde de nasıl bir fikirle gittiğinin sinyalini veriyor. Ödül kavramı çeşitli şekillerde hayatımızın içinde. Çocuk eğitimi de yaşamın farklı bir yerinde değil aslında. Kitabın bölümlerinde bilimsel araştırmalarla da desteklendiği üzere, çocuklar en çok rol model olarak davranışları öğreniyor. Dolayısıyla eğitimin sürecini ebeveynin bakış açısı doğrudan etkiliyor.

 Özgür Bolat kitapta fikirleri bilimsel temellere dayanarak anlatmasının yanında eğitimleri sürecinde konulara örnek nitelik taşıyacak ebeveyn deneyimlerini de paylaşıyor. Çoğu ebeveynin ortak olduğu problemleri (ödev yapmayan çocuk, yemek yemeyen çocuk, küfreden çocuk, yatmak istemeyen çocuk) anlattığı yaklaşımla yeniden inceliyor ve ebeveynin durumları bu yeni bilgilerle ilişkilendirerek uygulamaya geçebilmesini kolaylaştırıyor. 

Bir kitabevine gitseydiniz, bu kitabı şöyle bir karıştırıp neler anlatılıyor? diye anlamak isteseydiniz dikkatinizi çekebilecek cümleleri bu yazının  sonunda sizinle paylaşacağız. Bunun yanında bu kitabı okurken öğrenmenizi ve uygulamanızı kolaylaştıracak şeyler neler, bir de bunlardan söz edelim.

Özgür Bolat kitabında içsel motivasyonun artmasında  gelişim ihtiyacı ve ilişki ihtiyacının önemine dikkat çekiyor. Eğer çocuk gelişim ihtiyacını giderebilirse içsel motivasyonun artacağını belirtiyor. Ancak ebeveynin amacının gelişim değil ilişki kurmak olması gerektiğine de dikkat çekiyor. PİDE olarak kavramsallaştırdığı gerçek ilişki kurma yöntemini anlatıyor. Aslında adeta kendi önerdiği yöntemleri okuyucu henüz kitabı okurken kullanabilsin istiyor. Nasıl mı?

Gerçek İlişki Kurma Yöntemi – Perspektif, İhtiyaç, Duygu, Emek – PİDE

Perspektif: Kitabın başında çocuk eğitimine bakış açısını değiştirmekten başlıyor. Okuyucuyu yeni bilgilerle karşılaştırırken önceki deneyimlerden de örnekler vererek ilişki kurmasını sağlıyor, özet bilgilerle öğrendiklerini tekrar etmesini ve geliştiğini hissetmesini sağlıyor.

İhtiyaç: Sık karşılaşılan problemlerin önerilen yöntemlerle nasıl çözülebileceğini, yanlış olanın neden yanlış olduğunu anlatarak yönteme ihtiyaç uyandırıyor, okuyucuyu yeni bilgiyi öğrenmeye açık hale getiriyor.

Duygu: Şimdiye kadar neden olmadığını anlamasını, okuyucunun kendisine hak verebilmesini, kendi duygusunu da anlayabilmesini aslında problemin yalnızca çocuk açısından değil ebeveyn açısından da kolaylık sağlayacağını fark ettiriyor. Okuyucuda geçmiş duygularını anlama, gelecek duygularını da değiştirme motivasyonu uyandırıyor.

Emek: Son olarak, kolay olanın değil doğru olanın yapılması gerektiğini fark ettiriyor. İzlenmesi gereken yolda verilmesi gereken emeklerin neler olacağını basamak basamak anlatıyor. Bu süreçte ne tür sonuçlarla karşılaşılabileceğini daha önceki ebeveyn deneyimlerinden örnekler vererek okuyucunun zihninde canlandırmasını sağlıyor. En önemlisi de bu aşamaya kadar gelmiş okuyucunun çoktan emek vermeye başlamış olduğunu gösteriyor. Değişimin başladığını okuyucuya gösteriyor.

Biz maksat kitap olarak bu kitap yalnızca ebeveynlerin değil, tüm yetişkinlerin ihtiyacı diyoruz. Eğer yalnızca ebeveynler değil, tüm yetişkinler bakış açılarını düzenlerse bir tohumun yeşermesi gibi toplumsal bir gelişme sağlanabileceğine inanıyoruz. 

“Bir objeyi ödül yapan onun koşul olarak verilmesidir. ”

  • Belirti mi, kök sorun mu?
  • Ailenin ihtiyacı mı çocuğun ihtiyacı mı?
  • Kısa vadeli hedef mi, uzun vadeli mi?
  • Günlük bakış açısı mı, vizyon mu?
  • Mekanik mi organik mi?
    • Aile çocuğu kendi kafasındaki yetişkin modeline ulaştırmaya mı çalışıyor? Aile kendisinden yola çıkarak çocuğa bir şekil vermeye mi çalışıyor?
  • Çocuğu mu değiştirmek, kendini mi?
  • Kolay olanı mı seçmek, zor olanı mı?
    • Ailenin benimsemesi gereken kolay olan değil “doğru” olandır. 
  • Çocuk nasıl öğrenir?
    • Çocuklar büyük oranda yetişkini model alarak öğrenir. Çocuklarda model alma sürecini yöneten ayna nöronlar var. – Bir aile kendisinde olmayan bir değeri ya da kendinin sergilemediği bir davranışı çocuğuna veremez. Çocukta davranışı belirleyen temel bir değer sistemi oluşturmak önemlidir. Değer de kontrol mekanizmalarıyla değil, model alarak oluşturulur. 
  • En temel ihtiyaç gelişim! Birey geliştikçe iç motivasyonu artar. Yaptığı işten keyif alır. Kişinin seviyesi ile yapılan işin zorluğu örtüşürse, çocuk “ akış alanı” na girer ve o işten keyif alır. Gelişim ihtiyacı giderilemeyen, çocuk oyunlara yönelir, orada seviye atlayarak gelişim ihtiyacını karşılar. Aile ilişkisi zayıf olan çocuk bilgisayara yönelir, oyunlarda ilişki ihtiyacını karşılar. 
  • Gelişim ihtiyacını geribildirim ve özdeğerlendirme artırır. Çocuk kendini değerlendirdikçe ve geribildirim aldıkça, gelişir ve dolayısıyla yaptığı işten keyif almaya başlar. 
  • Amaç çocuğu geliştirmek değil, onunla ilişki kurmaktır. Bu durumda da yapılması gereken, çocuğa ilgi soruları sormaktır. Çocuk yaptıklarını anlattıkça, o işten keyif alır. 
  • Sorumluluk kazandırmak
    • Kural ve rutin yoluyla düzen oluşturmak,
    • Kurallara uyulmadığı durumda problemin temelinin anlaşılması
    • Sorumluluğun yaşa uygun verilmesi
    • Problemin çözülmesi mümkün değilse ve zorunluluk söz konusuysa kurala uyması istenecek ama bu durumda onun duygusu onaylanması
    • Çocuk yine de sorumluluğunu yerine getirmezse ödül veya ceza yerine davranışın bedeli ödetilmesi
    • Bedel davranışın doğal sonucudur, cezadan farklıdır. 

Selma TEKİN

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.