30 MİLYON KELİME – Dana Suskind

30 Milyon Kelime’yi niçin okumalısınız? sorusuna yanıt vermeden önce kitabın yazarı Dana Suskind bu kitabı neden yazmış? sorusuna yanıt verelim.

İşitme engelli çocukların duymasını sağlayan, koklear implant cerrahı olan Dana Suskind tüm hastalarına duyabilmeleri için aynı imkanı sunmasına rağmen az konuşulan, konuşulanlara daha az tepki verilen, kullanılan kelime dağarcıklarının daha az geliştiği evlerde, çocuklarda kritik beyin bağlantılarını sağlamak için gereken anlamlı seslerin yeterli olmadığını fark ediyor ve şu çarpıcı sonuca ulaşıyor:

“Dil ortamı olmadan, işitme kabiliyeti boşa harcanan bir hediyedir.”  Bunun üzerine beyin gelişimi ve konuşma arasındaki ilişkileri araştırmaya başlıyor. Bu kitapta dil öğreniminin ve kullanımının, özellikle ebeveyn konuşmasının bebeğin beyin gelişimini nasıl sağladığı anlatılıyor

Kathy Hisch- Pasek ile  Delawane Üniversitesi’nde eğitim bilimleri profesörü olan Roberta Golinkoff’un teyet ettiği araştırma iletişimin önemini şu 4  başlık altında açıklıyor:

Sembol yoluyla ifade edilen ortak ilgi: Anne ve çocuğun bir etkinliği paylaşırken anlamlı kelimeleri ve hareketleri kullanması

İletişimin sıcaklığı ve bağlılık: Bir anne ve çocuğu birbirine bağlayan etkileşim akışı

Rutinler ve ritüeller: Örneğin; “sıra bende. şimdi sıra sende” oyunu ya da yemek ve yatma zamanı gibi yapılandırılmış günlük olaylar. 

Dr. Hirsch- Pasek iletişimin bu bileşenlerinin, dil öğreniminde en uygun ortamı oluşturmak için birlikte hareket ettiğini ve bu çalışmanın da alandaki birçok çalışma ile desteklendiğini ifade ediyor.

Ekstra Konuşmanın Önemi – kendiliğinden gelişen bir şakalaşmanın önemi

Biyolojinin size verdiği beyindir. Yaşam onu akla dönüştürür. – Jeffrey Eugenides, Middlesex

Kitapta beyin gelişimi ve dil konusunda bu ve bunun gibi birçok araştırmaya ve önemli bilgiye yer veriliyor. Yapılan araştırmalara göre 3 yaşın sonunda yüz milyar nöron(sinir hücresi) taşıyan insan beyni fiziksel büyümesinin yüzde seksen beşinin tamamlanmış oluyor. Beyin gelişiminin bu denli önemli olduğu bu dönemde bebek ve çocuk iletişiminde kullanılmak üzere 3K metodunu ortaya koyuyor. Kitabın kapağında da yer alan 3K metot: Kavra, Konuş, Karşılıklı yap. Yazar bu metodun günlük yaşam becerilerini geliştirmekten kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya, matematik, geometri alanındaki gelişime kadar birçok alanda nasıl kullanılabileceğini hem araştırmalarla açıklıyor hem de örnekler vererek nasıl uygulanacağını anlatıyor. 

Belki de anlatılanın hangi durumlarda işe yaramayacağını ya da uygulamayı zorlaştıracağını fark ettirmek de bu kitabın en önemli özelliklerinden diyebiliriz. Yazar yaptığı çalışmalarla yalnızca kelime duymanın yetmediğin, beyne dolanın yalnızca değersiz kelime olursa bunun işe yaramayacağını da anlatıyor. Dilin asıl amacının insanları birbirine bağlamak olduğunu ileri sürüyor. Teknolojinin bu denli önem kazandığı bu dönemde ebeveyn konuşmasının önemine, sahici iletişime ve bağ kurmaya vurgu yapıyor. 

Bu kitap yalnızca bebeğinizin beyin gelişimini sağlamak için değil, neyi neden yaptığını, neye ihtiyaç duyduğunu ve bunun sizi kolaylıkla nasıl anlayacağınızı, hangi ihtiyacına nasıl cevap vereceğinizi de gösteriyor. Öğrenme psikoloji ile çok iyi bağ kurulmuş 3K metodunun günlük yaşamda bir şeyi öğrenmek için de kullanılabileceğini düşünüyorum. Kitap yalnızca ebeveynler için değil, insan öğrenmesinin nasıl olduğunu, beyin gelişiminde dilin önemini merak eden tüm okurlar için bir kaynak kitap niteliğinde; adeta anlaşılır ve uygulanabilir bir yaşam kılavuzu. 

Selma TEKİN

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.