NOSOTROS Paloma Valdiva

Anne ile göbek bağı kesildikten sonra, kendi nefesi ve sesi ile varolur bebek. Kendi varlığını ise sesi duyuldukça anlam buldukça hissetmeye başlar. Anne ile bağ kurmayı öğrenir, yaşamanın nasıl olduğunu deneyimlemeye başlar. Kendisini besleyen, acısını dindiren, ihtiyacını duyan, ona temas eden, seven o ilk bağı kurduğu anneyi kendinden ayırt edemezken büyüdükçe o sesle konuşmayı öğrenir. Hatta içinde hep bir anne sesi yaşatır. Farkında olmadan, seçimlerinde, olması gerekenlerinde, değerlerinde, duygularını yaşama biçiminde, alışkanlıklarında anne sesiyle olan konuşmalarının, vardığı kararlarının izi olur. Tıpkı bir hamurun ilk malzemesinin sonunda oluşacak olanı etkilemesi gibi anne sesi de bir öz gibi bir yerlerde kalır. Öte yandan her anne de içinde o bir annenin yavrusu olan çocuğu taşır ömrü boyunca. Bazen annelik öyle yerleşir ki üzerine, içindeki çocuğun tüm yaralarını kendi çocuğunda sarmayı deneyebilir, kendi çocuğunda kendi çocukluğunu görebilir… Meğer annem haklıymış derken bir yanı, bir yanı onu hatalı bulabilir. Belki de çözümü bir yerde hamuru kurutmadan, yeniden yoğurma şansını tutmaktır. Bir yanın hep çocuk olduğunu ve yeniden, yeniden büyüyebileceğini. İçindeki sesleri ayırt etmek, kim annenin sesi, kim çocuğun, kim büyütülmüş çocuğun sesi ayırt etmek malzemenin özünü ortaya çıkarmasını sağlamaktır… Çocuk anne, kendine ebeveynlik yapmayı da öğrenebilir çocuğu ile…

Nosotros Kitabı; kendini annesiyle ilişkilendirerek tanıyabilen bebeğe, hayvanlar ve yavruları üzerinden de bir ilişki kurma fırsatı veriyor. Sonra bağımsızlaşmasına, kendi olmasına ve ilişkinin önemine odağı çekiyor. Bunu öyle sade ve öyle akışta yapıyor ki böylece küçük okurların bile kitabı takip edebilmesine fırsat tanıyor. “Hep anne ve evlat olacağız.” “Hep biz olacağız.” Sözleri ile ise o kadar da küçük olmayan okurların yüreğine dokunmayı başarıyor.

İnsanın, annesiyle olan bağını çözümleyemezse kimseyle olan bağını çözümleyemeyeceğine inanırım ben. Nosotros’u çok sevdiğim bir arkadaşımın kızı Bilge ile okumuştum. Bilge 19 aylık. Ona kitabı kuzu nerde, koyun nerede, anne nerede, peki çiçekler?… Evet orada gibi kendi gördüklerini anlamaya, sözcükleri söylemesine, tanımasına yardımcı olarak okurken bir an annemin de böyle benim ellerimden tutup kitap okuttuğu zamanlara, elimden tutup yazdırdığı, elimden tutup gezdirdiği zamanlara gittim. Sonra kendime döndüm, duygusal, kırılgan anlarım geldi aklıma. Bilge’ye baktım yeniden. Ellerim onun ellerinden nasıl da büyüktü. Onun kullanmadığı kelimeleri ben kullanabiliyordum. Bu halimle nasıl da büyüktüm. Korkarken, severken, sarılırken aynıydık ama…

Öyleyken nasıl da çocuktuk. Annem de böyleydi. Kaybolduğumda ben anlamamıştım kaybolduğumu, hiç korkmamıştım bu yüzden ama o korkudan ağlamıştı. Salıncaktan düşüp kafam kanadığında acıyı anlatırken anneme, ağlarken acıdan, “Geçecek!” diyordu o. Sarılıyordu, bulurdu çaresini. İnanıyordum. Büyüyüp üniversiteye gideceğim günün akşamında beraber uyumuştuk. Belki de bir daha bu kadar uzun süre bir arada yaşayamayacağız. Bu gidişin, evden bu ayrılığın uzun olabilir demişti bana. Sana güveniyorum, sevgim yanında demişti, hep dua ederim demişti. Sanki bir kalkanla sarmıştı ve öylece göndermişti. Şimdilerde zaman zaman sitem ederken gelemeyişime, görüyorum artık onun çocukluğunu da… Sevince sakinleşen çocukluğu, sitemi can yakan çocukluğu, parlayıp sönen öfkesi, başının dikine gidişleri, çocuk annemi görüyorum ben de.

Nosotros Kitabı, çocuk annem, Bilge kuşum, arkadaşım Anne Şüheda beni aldı, bir şarkının ülkesine götürdü. Bir şarkı yazdım. Çocuksun anne. Hep duyalım o yaşatan, enerji veren, sevgisini gizlemeden gösteren, sarılınca güven veren, özünü gür bir şekilde ortaya koyan çocuğu; hiç unutmayalım diye. “Hep anne ve evlat olalım. ” “Hep biz olalım.” diye. Ebeveynin hatalarından büyüyememiş, kırılmış çocuk yanlarımızı da görelim, kendi kendimize de ebeveyn olabilelim. Hep o hata yapma ihtimalini bir köşede tutalım. Böylece telafi edebilecek gücü de bulalım. Okuyalım, söyleyelim, yaşayalım diye…

Ağlar başucumda

Döner etrafımda

Titrerken korkudan gülümser umutla

Çocuksun anne.

Ben olmamı dilerken kendi içinde yaşatan

Sitemi can yakan şefkati ısıtan

Çocuksun Anne

Sallar kucağında

Fısıldar kulağıma

Sevgim yanında korurum duamla

Çocuksun Anne

Büyüdün sanmıştım ben elim yetişmezken eline

İçimde büyümüşsün sen benim

Çocuksun anne

Selma TEKİN

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.