IKIGAI – Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı Hector Garcia & Francesc Mıralles

“Hep meşgul kalarak mutlu olma sanatı” … Bu tanımlama benim kulağıma çok hoş geldi. Logoterapiyi anımsatan, yazarlara göre onun bir adım ötesinde İkigai.  Japonlara göre herkesin bir ikigaisi vardır. Bazı insanlar ikigaisini bulmuşken bazıları hala arıyor olabilirler. Her ikigai kelimesi geçtiğinde bir an durup benim her sabah yataktan kalkma sebebim ne olabilir, ben bunun farkında mıyım, diye düşündüm. Yeni bir güne başlama nedenimizi, ikigaimizi bulma yolunda farkındalık sağlamayı amaçlıyor yazarlarımız.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Japonya, dünyanın en uzun ömürlü ülkeleri arasında ilk sıralarda. Yazarlarımız Japonya’nın güneyinde yer alan Okinawa adasına giderek yaşları dünya standartlarının üstünde olan, emekliliği gelmiş, yaşlı Japonlarla röportaj yapıyorlar ve asırlık Japonların sırlarını araştırmaya karar veriyorlar. Kitap dokuz bölüm; bir ön söz ve bir son sözden meydana gelmektedir. Genel olarak ikigai nedir, kendi ikigaimizi nasıl buluruz, nasıl sağlıklı, huzurlu ve uzun bir yaşam süreriz, bundan bahsediliyor.

İkigai belki kavram olarak yeni tanıştığımız ve kilometrelerce uzak bir coğrafyadan çıkmış olsa da bizim köklerimizi anlatan, çok tanıdık bir yaşam tarzı diyebilirim. Kitabın özünü oluşturan; her an meşgul olmayı, egzersiz yapmayı, %80 yeme kuralı ya da 5 gün yemek 2 gün oruçlu kalmayı, şükretmeyi, meditasyon yapmayı, bir amaç çerçevesinde yaşamayı hem dinimizden hem de Anadolu irfanından biliyoruz bizler. Yaşlı insanların tecrübelerini dinlemeyi çok severim. “Ömür Dediğin” programı aklıma geliyor. Belki millet olarak Japonlar kadar uzun ömürlü değiliz. Ancak kitapta röportaj yapılan yaşlıların uzun ve mutlu yaşam sırlarına benzer öneriler Anadolu’nun herhangi bir köşesinden bizlere ulaşıyor ve ulaşmaya devam edecek diye düşünüyorum.

Kitabı bitirdiğimde de yazılanların çoğunu bildiğimi fark ettim ama hepsini bir arada görmek iyi geldi. Çünkü çoğu zaman bilmek başka uygulayabilmek başkadır. Birkaç ay önce temizlik yaparken iki kimyasalı karıştırdığım aklıma geldi. Ben o zaman da kimyasalların karıştırılmaması gerektiğini biliyordum. Demek ki bilmek ile uygulayabilmek arasında oluşan boşluğun doldurulması gerekiyor. Bilgi kullanıldığında, teoriden uygulamaya geçildiğinde bir anlam ifade ediyor. Japonlar bunu başarmış ve tüm dünyaya nam salmış gibi gözüküyor.

Kitaptan bazı alıntıları paylaşmak istiyorum.

Ne yaparsanız yapın, emekli olmayın!

Japonya’da yaşarken fark ettiğimiz şaşırtıcı bir başka şey de insanların emekli olduktan sonra faal kalmaya devam etmeleridir. Aslında birçok Japon asla gerçekten emekli olmuyor, sağlıkları izin verdiği sürece sevdikleri şeyleri yapmaya devam ediyorlar. Japoncada, İngilizcede olduğu gibi “işi temelli bırakmak” anlamına gelen bir emeklilik sözcüğü yoktur.

Çok oturmak yaşlandırır.

İşte ya da evde oturarak çok fazla zaman geçirmek kas ve solunum zindeliğini azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda iştahı artırıyor ve etkinliklere katılma arzusunu engelliyor. Çok oturmak hiper tansiyona, dengesiz beslenmeye, kalp damar rahatsızlığına, kemik erimesine ve hatta bazı kanser türlerine bile yol açabiliyor… Biraz çaba ve rutin yaşamınızda birkaç değişiklik ile daha çok hareket etmeye başlayabilirsiniz:

  • İşe yürüyerek gidin ya da her gün en az yirmi dakikalık yürüyüşe çıkın.
  • Asansör yerine ayaklarınızı kullanın. Bu duruşunuz, kaslarınız ve solunum sisteminiz için iyidir.
  • Sosyal etkinliklere veya serbest zaman etkinliklerine katılın. Böylece televizyon önünde çok fazla zaman geçirmezsiniz.
  • Abur cuburunuzu meyve ile değiştirin. Böylece atıştırmak için daha az istek duyarsınız.
  • Doğru miktarda uyuyun.

Akışa kapıldığımızda dikkatimiz dağılmadan somut bir işe odaklanırız. Aklımız “yerindedir.” Aklımız başka yerdeyken bir şeyler yapmaya çalıştığımızda ise tersi olur. Akışı yakalamanın yedi koşulu:

  • Yapacağınız şeyi bilmek,
  • Bunu nasıl yapacağınızı bilmek,
  • Bunu ne kadar iyi yaptığınızı bilmek,
  • Nereye gideceğinizi bilmek,
  • Belli zorlukları algılamak,
  • Belli becerileri algılamak,
  • Dikkat dağıtıcılardan uzak durmak.

Walter Breuning (114)

“Bedeninizi ve zihninizi meşgul ederseniz uzun bir süre buralarda olursunuz.”

Röportajlardan edinilen anlamlı ve ilham verici ifadeler:

  1. Endişelenmeyin
  2. İyi alışkanlıklar edinin
  3. Arkadaşlıklarınızı her gün besleyin
  4. Acele etmeden yaşayın
  5. İyimser olun

Tuğba EROĞLU


Kitap İçin TIKLAYINIZ

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.