POSTA KUTUSUNDAKİ MIZIKA A. Ali Ural

“Sevgili Dost,

Her defasında bu iki kelime ile başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor. Sevgili olunmadan dost, dost olunmadan sevgili olunmuyor. Eğer bir ruh beraberliği ise dostluk, iki ruhu bir kılan nedir? Nedir bileşik kaplardaki su seviyesinin sırrı? Demek, “Dost insanın bir ikinci kendisidir.” Demek, Sevgi hiç ayırt etmez; sevenle sevilen aynı şeydir.”

-Kim o?

-Senim!”

Ali Ural’ın bir dosta yazılmış 61 mektuptan oluşan deneme türündeki muhteşem eseri… Neden 61? Kitabın başında yazar bunu şöyle dile getiriyor: “Posta Kutusundaki Mızıka unutulan mektubun kefaretidir.” diyor ve ekliyor: “Çok güzel bir adeti bıraktı insanlar ve suç işlediler. Bunun için bir kefaret lazımdı. Bu kefareti ben ödeyeyim istedim ve bu kitabı yazdım… Nasıl bir insan orucu bilerek bozduğunda 61 gün gün kefaret orucu gerekiyor. İşte bu 61 mektup da mektup yazmak gibi güzel bir alışkanlığı bırakmamızın kefareti olsun istedim.” Altmış birinci mektubun son cümlesi ise: “Altmış birinci mektup kefareti ödüyor.”

“Sevgili Dost,

Sana ne yazacağım ki, ellerim titremeye başladı. Tokatlı Kani’den ödünç aldığım dilim dolaştı. “Ne güzel” diyecektim oysa, bir dostla yanında değilken konuşmak. Ne güzel diyecektim, mektup mu; yazarak susmak.”

Ali Ural’ın her mektupta çok kez kullandığı “Sevgili Dost” tamlamasının ardından bazen yerli ve yabancı yazar ve düşünürlerden alıntılar ile zenginleştirilmiş ruha temas eden cümleler yer alırken bazen ise dostuna nasihat eden cümleler var ki her biri okurken bize yazılmış gibi hissettiriyor. Deneme türünü çok severek okumamın nedeni belki de bu… Defalarca okumak ve her okuyuşta birbirinden farklı hissetmek, bazı bölümleri ezberleyecek kadar çok okumuş olmak… Her an açıp birkaç bölüm okuyabilmek sanki beni, akıp giden zamandan çekip alıyor ve başka bir aleme götürüyor. Okuduğum bölümün bana iyi geleceğinden emin oluyorum. Bana iyi gelen şeyler arasında yer alan Ali Ural’ın kitapları belki sizlere de iyi gelir.

 “Sevgili Dost, Bir zarfı açmak kadar kalbi titreten ne vardır? Zarf mahremiyettir, mahrem olmasa da satırlar. Bir köşeye çekilinir, yalnız okunur mektuplar.” Sevgili Dost, mührüyle kapanmış 61 zarf… Her biri dosta, dostluğa ve kıymet bilmeye dair. Ali Ural’ın özenle seçtiği kelimeleri, su gibi akıcı dili ve bize basit gibi görünen birçok şeye yüklediği anlam ile “Posta Kutusundaki Mızıka” tekrar tekrar okunmayı ve Sevgili Dostlarımıza hediye edilmeyi hak ediyor bence. Belki bizler de bilerek terk ettiğimiz mektup yazma alışkanlığının kefareti için birkaç satır döktürüveririz bu kitabı okuduktan sonra.

Birkaç alıntı ile bitireyim.

“Sevgili Dost,

Eğer yeryüzündeki tüm elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden.”

“Sevgili Dost,

Bildiği şehirlerden, bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır?”

“Sevgili Dost,

Bana öyle bir kelime söyle ki hiç eksilmesin.”

“Sevgili Dost,

Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor çapa istiyor sevgi.”

“Gece ilerledikçe mum küçülür.” Diyen Li Tai-pe’yi dinle. Korkma eriyor üzüntünün mumu.

“Sevgili Dost,

Merhameti gördün mü? Eşkalini tarif etmem gerektiğini biliyorum ama, bu hiç de kolay değil. Kanadı var, desem, hemen yolarlar. Gözleri var, desem, mil çekerler sürme diye. Ayakları var, desem mıhlarlar sandalyeye.”

“Nesi var?” / “Gülüşü var!” Ağlatırlar.

“Nesi var?” / “Yaprakları var!” Kopartırlar.

“Nesi var?” / “Beyazı var!” Karartırlar.

Kitabı ilk okuduğum 2018 Mayıs’ından bir kare. Zaman geçmiş, manzara değişmiş, Posta Kutusundaki Mızıka’nın ruha iyi gelişi değişmemiş 🙂

Tuğba EROĞLU


Kitap İçin TIKLAYINIZ

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.