BU İŞTE BİR KÖSTEBEK VARCary Fagan

Eğlencenin içerisinde derin sorular soran ve muziplikle bunları ele alan bir çocuk kitabı. Demem o ki her çocuğa ve dahi içinizdekine de iyi gelecek bir kitap.

Özgür bir evde yaşayan bir ayrıkotu Danny. Anne babasının ayrı ayrı şehirlere taşınmasını hiç istemez. Bu kararlarını öfke ile karşılar.  Evden öfke ile uzaklaşmışken bir çukura düşer. Bir süre sonra çukurda bir köstebekle karşılaşır ve onunla konuşmaya başlarlar.

Danny köstebeğe sorar: “Nasıl oluyor da seni anlayabiliyorum?” 

Ne kadar derin ve mühim bir soru değil mi?

Köstebek de çok derin bir cevap verir. 

  • “Biz köstebeklerin dediği gibi, o konuda ben de karanlıktayım.”

Ancak köstebek çocuğu kuzenlerinden biri saymaktadır. Onun bir köstebek değil insan olduğunu fark edince şöyle der. 

-“Siz tüysüz derililerin neden yer altını bize bırakmadığını anlıyorum. Her yeri kazıp duruyorsunuz. Biz sizin evinizi eziyor muyuz? Yani tilkilerden pek hoşlanmam ama en azından karşına bir tilki çıktığında ne yapman gerektiğini bilirsin. 

Ne kadar haklı bir serzeniş. Ama bu haklı serzenişin ardından köstebek fark eder ve der ki: 

-Sanırım seni incittim. Özürlerimi kabul et. Sonuçta insan olmayı sen seçmedin. Kaderin kokuşuk bir cilvesi işte.

Danny bu defa gerçekten tekrar ederek sorar. 

-Ben insansam ve sen köstebeksen aramızda nasıl konuşabildiğimizi bir türlü anlayamıyorum. 

Köstebek de yine çok güzel tokat gibi bir cevap verir. 

-Ben nereden bileyim? Şu sözde daha üstün olan türlerden birine ait olan sensin. Benim gidip böceklemece ve kazmaca yapmam gerekiyor. Görüşürüz insan…

Danny o çukurda ailesinin onunla ilgili kaygılanması ile ilgili ne düşündüğü üzerine yine çok manidar bir söz söyler.

-Bir kez olsun kendilerini düşünmeyi bırakıp benim için endişelenecekler. 

Bu o kadar çok rastlanan bir durum ki! Çocuklar bunu bilinçsizce yaşıyor, anne babanın kendileriyle ya da birbirleriyle çatışmaktan bir an olsun uzaklaşması için hastalanıyor ya da zorlayıcı davranışlarda bulunuyorlar.

Sonra Danny o çukurda ödevlerini yapmaya başlar. 

Ben de bu kısmı okuyunca kendi kendime sordum… “Çukurda ödev yapmak nasıl olur?  Ne güzel bir fikir değil mi? Çukurda mısınız? Ödev yapın o zaman… Boş durmayın. Bence de çukura düşmüş birine en iyi gelecek şeylerden biri ödev yapmaktır. Bir nedenle çukurda olsanız da, yapmanız gerekenleri yapmaya devam edin…

Danny ödevi gereği köy, kasaba ve şehir tanımlarını sözlük olmadan kendi başına yapmak zorunda kalıyor ve o kadar güzel tanımlıyor ki burada değinmeden geçemeyeceğim.

İsterseniz durun ve siz de kendi kendinize bir çukurdaymış ve sözlüğünüz yokmuş gibi yapın bu kelimelerin tanımlarını. Belki tanımlama işlemi sırasında bu kelimelerin bizim için ne anlam ifade ettiğini keşfetmek mümkün olabilir. Danny’nin tanımlarını okumak sizi gülümsetebilir ve düşündürebilir.

KÖY: HASIR ŞAPKA VE ŞEKERLEME GİBİ ŞEYLER SATAN BİRKAÇ DÜKKÂNI BULUNAN VE KÖPEKLERİ ORTALIKTA ZIPLAYIP HAVLARKEN –ÇÜNKÜ BURADA HER ÇOCUĞUN BİR KÖPEĞİ VARDIR- ÇOCUKLARIN KÜÇÜK GÖLETLERİN ÜZERİNDE HALATLA SALLANDIĞI YERLERDİR. 

KASABA: BİR ANA CADDESİ, BİR SİNEMA SALONU VE PİSLİĞİN TEKİ OLDUĞU İÇİN ARTIK YAPMADIĞIN AMA ESKİDEN AĞABEYİNE TEZAHÜRAT ETTİĞİN BİR LİSE FUTBOL TAKIMI OLAN YERLERE DENİR. 

ŞEHİR: TRAFİK, KAHVE DÜKKÂNLARI PUNC ROCK KULÜPLERİ, DÖVMELİ BANKA MEMURLARI, ÇOCUKLARIN GÜN BOYU BATERİ ÇALDIĞI OKULLAR VE KENDİLERİNİ BULMAK ADINA ZAMANLARIN YABANCI DİLDE ŞARKILAR SÖYLEYEREK GEÇİREN GENÇLER. 

Kitapta köstebek Danny’ye soruyor:

-Niye çukurdasın?

Danny:

-Yapacak daha iyi bir işim olduğunu mu sanıyorsun? 

Kitabın bu kısmı ve Danny’nin verdiği cevap beni oldukça düşündürdü. Darda olduğumuzda biraz çukurda olmak ve orada düşünmek aslında yapılması gereken şey değil midir? Hele de sizi dinleyen biri varsa o çukurda, o kişiye içinizi dökmek ve bunu yaparken de kendinizi duymak güzel olabilir.

Nitekim, kendisine kulak verilmesinden hoşnut olarak içini dökmek Danny’ye de iyi gelmişti. Ebeveynlerinin duyurusunu, ağabeyinin bunu hiç önemsemezmiş gibi görünmesini, kendi kızıp köpürüşünü ve çukura düşene dek nasıl durmaksızın koşup kaçışını anlattı. 

 Köstebek ona hepinize, hepimize çok güzel örnek olacak şekilde Danny’yi dinledi. Nasıl mı?

  • Arada bir soru sorarak…
  • Dur bakalım doğru anlamış mıyım? 
  • Farklı deliklere mi taşınacaklar?
  • Yani gerçekten bir köpekle mi yaşadığını söylüyorsun?
  • Hı hııı veya uvvv! gibi destekleyici seslerle…

Dinledikten sonra ise, “Ne hikaye ama. İyi ki bana anlattın. Bunları kendi başına mı uydurdun? diye sorar köstebek. 

Danny:

  • Uydurdun da ne demek? Bunların hepsi gerçek. Buraya böyle geldim. Doğru bu! der. 

Ben de soruyorum bu noktada hem kendime hem de size bu komik ve basit kitaptan ve hikayeden yola çıkarak “Gerçek ne, Doğru ne?”

Üstelemez köstebek, “Ha anladım der. Böyle huzursuz ve öfkeli olmana şaşmalı”. Danny’nin gerçeğinden yola çıkarak. 

Ama eklemeden de duramaz. Çözümün bir çukurun içinde yaşamak mı orasını bilemiyorum. Bir yeraltıcı olmaktan hoşlanıp hoşlanmayacağını da bildiğimden değil. Biz köstebekler, geleceği görme konusunda pek iyi sayılmayız. İşin gerçeği, kendi burnumuzun ötesini bile zor görüyoruz. 

Ne ironik bir tavsiye değil mi? Bir yeraltıcı olabilmesi mümkün mü insanoğlunun… İlla ki düştüğü çukurdan çıkması şart. Yeraltıcılık köstebeklerin işi. 

Danny içini çekerek ona göre bir köstebekle yapılan bir sohbetten ancak bu kadar şey alabileceğine inanarak biraz da konuyu değiştirmek için senin hikâyen ne diye sorar köstebeğe…

Köstebek inanmaz, kibarlıktan soruyorsun der. Danny ise gerçekten merak ediyorum diyerek devam etmesini ister.

Köstebek basitlikle kendi yaşamını anlatır. Dikkat çekici ve basit…Sonra insanların getirdiği koca makineler nedeni ile kaçan huzurunu başka bir yerde bulmak üzere şu tatlı sözlerle bitirir konuşmasını.

  • Popomu huzurla kaşıyabileceğim bir yer bulmam gerekiyor acilen. Kazarken karşılaşmak kıyak oldu. 

Danny dur der hemen gitmek zorunda mısın? Buldozerler pazartesine kadar çalışmayacak. 

Köstebek sorar “Pazartesi ne?, Semiz bir çekirge gibi bir şey mi?    

Bu söz de benim için çok çarpıcıydı. Bilmediğimiz şeyleri bildiğimiz şeylerden yola çıkarak anlamaya çalışırız her zaman ne anlamlı bir örnek olmuş değil mi?

Vee köstebek yine verdiği örnekle düşüncenin yaptıklarına dikkat çekercesine, “Tüh be ne diye çekirgelerden bahsettim? Şimdi bir tane bulana dek onları aklımdan çıkaramayacağım.”

Danny köstebek ve onun gerçek olup olmadığı ile ilgili düşünürken bana çarpıcı gelen bir şey ifade etti. Gerçeklik ve hayal gücü bağlantısı ile ilgili…

  • Canı istediğinde köstebeğin ortaya çıkmasını sağlayamadığı açıktı ve bu da onun gerçek olabileceğine işaret ediyordu. Hayvanın hayal gücünün ürünü olmadığı ortadaydı. Özellikle de ailesi tarafından iyi bir hayal gücü olmadığı her fırsatta yüzüne vurulmuşken. 

Burada durup kendi kendime sordum. Hayal etmek nedir ki? Bir şeyin gerçekliğini nasıl ispat edersiniz? 

Danny diğer tüm ödevlerini yapar ama her nedense ailesi ile ilgili bir hikâye yazması gereken ödevini yazmak istemez. Ama artık yapacak bir şeyi kalmadığı için oturup yazması gereken hikâyeyi yazar. Hikâyenin adı “Sona Kalan”. 

Kabaca hikaye bir zombi salgını ile ilgilidir. Zombilerin beslenmek için canlı insana ihtiyaçları var. Ama bütün zombilerin kanlı gözleri ve çürümüş etleri yok bazıları normal görünüyor ve sesleri de normal. Ailesi zombiye dönüşmüş. Hatta köpeğini bile yemişler. Danny’nin hikayesinin sonu ise kendine sorduğu şu soru ile bitiyor. “Kaçmalı mıyım? Yoksa onları tekrar insan haline döndürmenin bir yolunu mu aramalıyım?” Çok anlamlı… Size de öyle geliyor mu?

Bu kitapta çok hoşuma giden bir diğer bölüm ise Danny’nin kendi ile ilgili kurduğu “Kayıp Çocuk Aranıyor” ilanı ile ilgili hayali.

Bence aileleri ile zaman zaman dahi olsa sorun yaşayan çocuklar için çok rahatlatıcı bir bölüm bu. Pek çok çocuğun böyle bir rüyası olabilir. Uğradıklarını düşündükleri haksızlığı yüksek sesle dile getirebilmenin bile insanlar için tedavi edici olduğunu düşünürüm. Bu bölüm mizahi üslubuyla da bu amaca güzel hizmet ediyor…

Danny kendini yine çok kötü hissettiği bir anda köstebek gelir. Ve der ki senin bir şiire ihtiyacın var… Ona bir şiir oku, toprağın derininden, güneşten uzak bir şiir…

Danny köstebeği okşamak istediğinde ise köstebeğin verdiği cevap yine çok düşündürücü insanoğlu için,

-Beni çantanda taşıdığın bir şey mi zannettin. Benim de bir onurum var. 

Sevgiyi nasıl farklı algılayabiliyor ve yaşayabiliyoruz. Aklıma getirdiği en önemli soru ise şu oldu… İnsan sevmeyi neden sahip olmakla ilişkilendirir? 

Kitapta ki dur ve düşün noktalarından biri bu bölüm.

Köstebek bu tokat gibi cevabından sonra Danny özür diler. Köstebek ise; 

Özrün kabul edildi. Biz köstebekler kin tutmayız, şimdi beni eğlendirebilirsin. 

Köstebek gelmediğinde Danny zamanın daha yavaş ilerlediğini söylüyor. 

Biz bizden başka bir cana ve nefese ihtiyaç duyarız. Bu en temel ihtiyacımız…

Çukurda iseniz yapılacak bir diğer iş yani ödevlerinizi yapmaktan başka; hareket etmektir. Aman ha bu kuralı unutmayın! Danny bunu şöyle hatırlıyor. “Filmlerdeki mahkûmlar her zaman fiziksel anlamda zinde kalmaya özen gösteriyorlar.”

Çukurda iken yapılacak çok önemli bir diğer şey ise “kaynaklarına bakmak, onları sonuna kadar değerlendirmek, kıymet bilmek.” O bölümü okurken hatırlıyorsunuz ki ancak yoklukta kıymet bilinir ve eldekiler hakkıyla değerlendirilir. 

Kitabın sonunda Danny vasiyetini ve son isteğini yazmak istediğini söyler köstebeğe… Danny vasiyet ve son isteğin ne olduğunu açıklar, çünkü köstebeklerin bir eşyası yoktur, vasiyeti de!

Danny’nin vasiyeti ise çok anlamlıdır. Değerli olanları hatırlayan ve hatırlatan nitelikte

Vasiyet şöyle:

-Model arabalarım babama, beraber oynardık.

-Buzdolabının üzerindeki gün batımı resmim anneme, onu hem mutlu hem de hüzünlü hissettirdiğini söylemişti.

-Bisiklet, müzik çalar ve çizgi romanlar abime. Bana bisiklete binmeyi ve koku bombasını yapmayı öğretti. 

-Son saatlerimde yanımda olan köstebeğe ise mızıkayı…

Anlarla, ilişkilerle ve hisleri ile ilgili Danny’nin vasiyeti… Gerçekten önemli olanlarla ilgili. 

Danny; kitabın sonunda şu çok önemli şeyi keşfeder. 

Başına korkunç bir olay gelince yaşam üzerine düşünmeye başlıyorsun. 

Nihayet Danny yeniden dünya üzerine çıkar. Dünya üzerinde durduğu an her şey parlak ve hava şimdiye kadar olmadığı kadar nefis ve tazedir. Olağanüstü ve güzel. 

Yokluktan sonra fark edilenler…

Kitap Danny’nin “kayak yapmayı öğrenmek zor mudur?” cümlesi ile bitti. Danny o çukurda geçirdiği saatlerden sonra imkansız yapamam dediği bir şeyi yapmaya gönüllüydü artık. 

Çukurlarınızdan düzlüğe çıktığınız zaman daha geniş bakabildiğinizi fark edersiniz. Yeter ki çukurda yapılması gerekenleri unutmayın. Dilerim ki siz de kendi çukurunuzda böyle bir dost sesi duyarsınız. Hayalinizde bile olsa.

Selam ve sevgilerimle…

Melike İNCİOĞLU


Kitap İçin TIKLAYINIZ

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.