FACTOTUM – Charles Bukowskı

     Factatum: Bir işte yapılması gereken tüm niteliksiz işleri yapan kişi, ayakçı. Yazar bu romanında kitabın adını kendi karakteriyle özdeşlik kurarak koymuş. Karakterini karanlık bir tepside sunan yazar, hayatının en temel ihtiyacını münzevilik olarak sunuyor.

     Yirmi iki yaşında mukavva bavulunun içine karanlık hayallerini koyarak yola çıkan yazar; ucuz otel odalarında, üçüncü sınıf işlerde hayatın dibini arayarak kendine bir çıkış arıyor. Ruhunu tuhaf kadınlara rehin bırakıyor ve tekrar almayı unutuyor. Kalbiyle yaşayan her erkek gibi…

     Roman akıcı ve yalın bir dille okuru; yazarın tutarsız ve gamsız öyküsünün içine sürüklüyor. Yazar romanda kendini Henry Chinaskı ismiyle tanıtıyor.  Bu ismi gençlik yıllarında etkilendiği yazarlardan biri olan Henry Miller’dan esinlenerek koyduğunu düşünüyorum. İlerleyen yaşlarda Bukowskı’nın  gözyaşlarında Henry Miller’ın kaleminin mürekkebinin aynı renk olduğunu hissedebilirsiniz. Bukowskı’nın hayatında ki tek değişmez dostu alkol.. Hayatla arasında ki boşluğu doldurmak için içen yazar, kadehi her havaya kaldırışında ruhunu yeraltına sürüklüyor.

    Bukowskı hiç kalan olmuyor, hep gidiyor hep gidiyor, yeni girdiği işten gidiyor, yeni sevgilisinden gidiyor, bu hayattan gidiyor, aslında kalan olmanın dünya ağrısı demek olduğunu biliyor. Keşke herkes gitse, doğru cevabın bu dünya olmadığını anlasa… Ben çok gittim geldim yine de hangisinin doğru cevap olduğunu anlayamadım. Çünkü tek gerçek yok bu hayatta…

‘’O mektuba kötü demiyorum tabi yanlış anlama. Taşranın derinliğinden merkeze ulaşmayı başarmış ateşli bir çığlık olduğunu da kabul ediyorum. Ama gene de onu midemi bulandıracak duygusal ve haddinden fazla romantik bulduğumu söylemeden geçmem mümkün değil. Yanıma gelmenden kısa süre sonra senin de iflah olmaz bir romantik ve epeyce saplantılı bir genç olduğunu anlamadım sanma. Ama yine de… Ama yine de… Gördüğün gibi… ama yine de gördüğün gibi kalkıp gitmedim. Seni başımdan savmadım. İçindekileri ortaya dökmeni bekledim. İğnelerine dokundurmalarına sabırla cevap verdim. Ama artık bir müsaade et de evime gideyim ya. Ha olur mu?  Evime gideyim de böyle inleyerek ayaklarımı tuzlu suya falan sokayım. Niye biliyor musun? Çünkü son yarım saattir varlığımı üzerime dayatan tek bir gerçek var, o da ne biliyor musun? Bacaklarımı lime lime doğrayan müzmin bir sızıyla  boynumda başlayıp yukarı doğru tırmanan  ve şiddetli bir baş ağrısına dönüşmek için fırsat kollayan sinsi bir tutulmadan başka bir şey değil ha! Öyle olduğunda ne oluyor biliyor musun genç dostum? Edebiyatın merkeziymiş, taşrasıymış, kalemin kağıda değdiği yermiş, şuymuş buymuş, hiç ama hiç umurumda olmuyor. İşte sizin toy kafanızın anlayamadığı şey de bu! Hayatta sadece tek bir gerçek yok.’’

Ufuk Zafer ADA


Kitap İçin TIKLAYINIZ

Bültene Kayıt Olun

One thought on “Factotum

  1. Lise yıllarımda okuduğum ilk yeraltı edebiyatı örneği olması sebebiyle burada görünce mutlu oldum. Çalışmayı, aylaklığı ve ruhun derinliklerinde ki tarifsiz huzursuzlukları olduğu gibi aktarmış esere getirdiğiniz bu keyifli yorum için çok teşekkür ederiz kaleminize sağlık. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.