HUYSUZ UĞURBÖCEĞİ – Eric Carle

 

“Bir gece vaktiydi. Bazı ateşböcekleri ayın etrafında dans ediyordu.”

“Sabah saat beşte güneş doğdu. Sol taraftan, sevecen uğurböceği uçarak geldi. Üzeri yaprak bitleriyle dolu bir yaprak gördü ve kahvaltıda bu yaprak bitlerini yemeye karar verdi. Tam o sırada sağ taraftan gelen huysuz uğurböceği de aynı yaprağa kondu. Oda yaprak bitlerini görmüştü ve onun da kahvaltı saati gelmişti.” diye başlıyor hikâyemiz ve zaman, büyüklük, şekil ve davranış kavramlarını keşfetmeye davet ediyor. Huysuz uğurböceği “Lütfen” ya da “Teşekkür ederim” demez, paylaşmayı bilmez; herkesten daha büyük ve daha önemli olduğunu düşünür ve her zaman kavgaya tutuşmaya hazırdır. 

“Sevecen uğurböceği gözlerinin içine bakarak” ille de istiyorsan neden olmasın?” dedi nazikçe. Bu ifade, hem ebeveynlere hem çocuklara fırsat eğitimi için harika bir ortam. Çocuğumuzla yaşadığımız gerilim ortamında deneyimleyebileceğimiz bir tutum olabilir ya da çocuğunuz akranlarıyla yaşadığı bir durumda bu sihirli cümleleri kullanarak yaşanan zorbalığı durdurabilir.

Sihirli cümle: “Huysuz uğurböceği mi? Sevecen uğurböceği mi?” olmak istersin gibi ya da çocuğunuzla aranızda sihirli kelimeler belirleyebilirsiniz.

Başladığı noktaya geri dönen huysuz uğurböceğini aynı sevecenlikle ve ikramla karşılayan sevecen uğurböceğine şu şekilde teşekkür eder; “Oh, teşekkür ederim” dedi ıslak yorgun ve aç uğurböceği”

Uğurböceğinin, artık sıfatı değişmişti huysuz olmak geçici bir şeydi bazen herkes olabilirdi. Kitabın; ilişki kurma, gece-gündüz akışı, nezaketi, yaşam döngüsündeki akışı tarifsiz şekilde yaşayarak, deneyimliyorsunuz. Eric Carle’ın usta işi sade anlatımıyla yazılmış bir “zorbalık” hikâyesi. Biz çok şey öğrendik. Zorbalıkla başa çıkmak için harika bir kılavuz!

Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Eric Carle anısına,

Eric Carle, hakkında bilgi sahibi olup ve tüm kitaplarını okumak isteyen herkes için ,

“Önüne çıkan her şeyin tadına bakarak güçlenen bir tırtılın kelebeğe dönüşmesini anlatan bir çocuk kitabı yazıp 62 dile çevrilseydiniz ve nesiller boyu okunsaydınız nasıl hissederdiniz?

Böylesine bir ruhsal doyum dâhiyane illütrasyonları ve inovatif çocuk kitabı tasarımlarıyla tanınan Eric Carle’a ait… Eric Carle, pekâlâ şekerleme ve sosis de yiyen bir tırtılı dünya çocuklarıyla tanıştırdığı 1969 yılının ardından kendisinin yazıp çizdiği kitaplara hiç ara vermeyerek 132 milyon kopya satan ve Türkiye’de de hatırı sayılır bir okur kitlesi olan tatlılar tatlısı bir yazar. 

1929 yılında New York’ta doğan Eric Carle ailesiyle birlikte Almanya’ya taşındığında henüz altı yaşındadır. Eğitimini Almanya’da tamamlar ve Suttgart’daki prestijli sanat okulu Akademie der Bildenden Künste’nin Görsel Sanatlar bölümünden mezun olur. Aklında tek bir şey vardır: En mutlu çocukluk anılarına ev sahipliği yapmış topraklara, Amerika’ya geri dönmek. 1952’de koltuğunun altında sağlam bir portfolyo, cebinde birkaç dolarla New York’a gider. Çok geçmeden The New York Times‘ın promosyon departmanında grafik tasarımcı olarak iş bulur. Daha sonra ise bir reklam ajansında sanat yönetmeni olarak uzun yıllar görev alır.

Eric Carle’ın tümüyle kendine özgü ve kolayca fark edilebilir özellikte bir üslubu vardır. Kolaj tekniğiyle ürettiği çalışmalarında, kesilmiş kâğıtlardan oluşturduğu katmanlarla neşeli ve ışıltılı imgeler elde eder. Carle, pelür kâğıdı akrilik boyayla renklendirir. Bazen geniş bazen dar fırça darbeleriyle, bazen parmak uçlarıyla çizer ve çoğunlukla da bir doku oluşturmak için sünger, çuval bezi ve benzeri malzemelerle çalışır. Sahnelerin ve karakterlerin farklı bölümleri için renkli gazete-dergi kâğıtları kullanır. Bu malzemeleri renk kodlarına göre biriktirip ayırır ve boyası kuruyan kâğıdın üzerine uygular.

Bu boyutlandırma sayesinde kitaplarına ilave bir eğlence katar: okunabilir bir oyuncak… dokunulabilir bir kitap… 

İşte bu noktadan Eric Carle kitaplarının sırrı kendini göstermeye başlar: Sezgisel bir anlayış ve çocuklara saygı. Çocukların en aziz duygularını ve düşüncelerini hissedip çocuklara özgü bir içgörüyle yazmak.

Bir kitabı bir oyuncağa çevirme yaratıcılığı ve inceliği gösteren Eric Carle’ın neredeyse tüm kitaplarını doğa sevgisi şekillendirir. Küçük bir bebeği bile etkileme gücündeki doğa herkes için iyi bir öğretmendir. Her zaman çocuklara etraflarındaki dünya hakkında bir şeyler öğrenme fırsatı sunan kitaplarında doğa baş roldedir. Küçük zihinlerin meraklarına, yaratıcılıklarına, zihinsel gelişimlerine sanat gücü yüksek kitaplarla hizmet eder.

Carle şöyle der: “Birçok kitabım ev ve okul arasında bir köprü kurma denemesidir. Bir ev bir çocuğa ne sunar veya sunmalıdır? Sıcaklık, güven, oyuncaklar, el üstünde tutulma, kucaklanma… Okul çocuk için tuhaf ve yeni bir mekândır. Acaba burada mutlu olacak mıdır? Yeni insanlar, yeni çocuklar, bir öğretmen… Ona dostça davranacaklar mıdır?

Bir çocuğun okula başlaması bence hayatındaki ikinci büyük travmadır. İlki elbette doğum… her iki durumda da sıcak ve korunaklı bir yerden bilinmeyene adım atarız. Bilinmeyen beraberine korkuyu getirir. Kitaplarımda işte bu korkuyu etkisizleştirip, bunun yerine olumlu mesajlar vermeye çalışıyorum. Bir çocuğun doğuştan yaratıcı ve öğrenmeye hevesli olduğu çok açık. Onlara öğrenmenin eğlenceli ve büyüleyici bir şey olduğunu göstermek istiyorum.”

Eric Carle’ın neredeyse tüm karakterleri hayvanlardır ve bu da muhtemelen babasının etkisiyledir. Çocukluk çağı babasıyla yaptığı orman gezintileriyle doludur. Bu yürüyüşlerin bazı yerinde durup orada yaşayan küçük canlıları izler, onların hayatları hakkında sohbet ederler. Onların nasıl büyüyüp nasıl yaşadıklarını konuşurlar. Carle’ın kitaplarının ana temasının büyüyüp gelişmek ve keşfetmek olması bu yüzdendir.”

Hayriye DEMİRKOPARAN


Kitap İçin TIKLAYINIZ

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.