UYKUSUZLUK HİKÂYELARİ – Selçuk Karadağ

Merhaba sevgili okur,

Sizlerle 2021’e veda ederken 12. yazımla seslenmenin mutluluğunu yaşıyorum. Hep beraber bir yaşımıza daha giriyoruz. Bu yeni senenin hepimize huzur, mutluluk, sağlık, bereket, sevgi, hoşgörü getirmesini temenni ediyorum. Bugün size yepyeni bir kitaptan bahsedeceğim. Uykusuz gecelerinizi sevdirecek, belki biraz da uykusuz bırakacak bir kitapla geldim size.

Uykusuzluk Hikâyeleri, sevgili Selçuk’un kısa hikâyelerinin yer aldığı bir kitap. Selçuk kirpigibi.com’da  öykülerini yayınlıyor. Aynı zamanda da Instagram’da fotoğraflarının altında kısa öykülerle sesleniyor bize. Kimi zaman sıcak kimi zaman buz gibi yüreğinizi kesen hikâyeleriyle sizler de buluşun istedim.

Selçuk gündelik bir dille oluşturduğu kurgulara sizi sakince alıp çekiyor. Tam sonra ne olacak derken pat diye bir bıçak gibi öyle kesiyor ki hikâyeyi. Lafı dolandırmadan söyleyeceğini söylüyor ve sessizce başka bir istasyona doğru yol alıyor, başka hikâyelere, başka canlara…

Kitapta tam 69 istasyon var. Her istasyonda başka bir canın öyküsü. Bazen hayal kırıklığı, bazen bir yürek ağrısı, bazen sıcak bir gözyaşıyla öykülerin arasından çıkıp dokunuyor okuyucusuna.

Kendine dair ipuçları da veriyor Selçuk hikâyelerinde. İçinde büyük bir sevgi beslediği kesin yazarımızın öyle bir sevgi ki kimseye ait değil üstelik. Sokak hayvanlarının hikâyecisi diyor kendisi için Selçuk ve onların öyküsünü öyle güzel yazmış ki kitabını okuduğunuzda bunu siz de apaçık göreceksiniz. Bence o sadece sokak hayvanlarının hikâyecisi değil, sahipsiz kalmış sevdaların, oğlunu arayan annelerin, çaresizlikten susan çocukların, ötekileştirildiği için ölümü meşru kılınmış canların, yarım kalmış aşkların, yitip gidenlerin, parasız eğitime parasızlıktan devam edemeyen çocukların, bir şiiri aynı anda haykıranların, kendini sessizce boşluğa bırakanların, yüzünde bin bir çeşit maskeyle dolaşanların, bekleyenlerin, özleyenlerin de hikâyecisi. Bu liste uzayıp gider. Liste uzadıkça söylenecek sözler de bitmez. Yaşamın hikâyecisi Selçuk ve bunu kitabındaki birçok yaşamda görüyoruz zaten.

Bu kitapta en sevdiğim hikâyeleri ve yazarımızın bir çift sözünü bırakıp sizinle vedalaşacağım. Uyan, Zehir, Perihan, Nergis 2, Naif, Madımak, Faili Belli, Oğul, Kaktüs, Yatılı Mektup. Bunlar sadece birkaçı ve seçmek çok zor.

Naif öyküsünde şöyle sesleniyor yazarımız bize: “ … Her insana kendi renklerinizi dayatırken fark etmiyor musunuz hiç dünyadan renklerin eksildiğini? Siz başkalarının deliliklerini eleştirirken fark etmiyor musunuz dünyamızın ne kadar içe kapandığını? İdeolojik mutsuzluğunuzu alın ve şapkanızın altına saklayın. Biz deliliklerimiz, renklerimiz ve notalarımızla mutluyuz.” Çoğu zaman her yerde başkalarına göre maskeler takmaktan bunalan, kendisi olmak isteyen herkesin talebi değil midir bu? Hepimizin hikâyesi değil mi? Kimimiz karşı rolle bu sözlerde yer alıyoruz ve maskelerin takılmasını talep ediyoruz kimimiz ise aynen bu sözlerle isyan ediyoruz. Kaldırım taşlarının arasından çıkan çiçekler gibi tüm ezici adımlara inat büyüyecek miyiz yoksa başkalarına benzemeyen yanlarımızı ezip geçecek miyiz? İşte tam da bu yüzden kaldırım taşlarının arasından çıkan çiçekler gibi direnmek değil kendi halinde güzelliğiyle yaşamak isteyenlerin öyküsüdür bu bana göre. Öyle öyküler ki her biri hakkında oturup düşünmeli hatta oturup dertleşmeli belki de.

Sizlere sesleniyorum sevgili okur, Selçukla ve hepimizin öyküleri olan Uykusuzluk Hikâyeleri ile tanışmak için daha ne bekliyorsunuz?

Maksat yaşamak olsun, maksat okumak ve anlatmak olsun. E daha ne olsun?

Sevgiyle, hikâyelerle kal sevgili okur. Hoşça kal!


Pınar KIRKULAK

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.