İFA / BEDEN – Sinan Canan

Sinir bilim alanında son yıllarda en çok takip edilen ve sevilen yazarlardan biri olan Sinan Canan, üçlü olarak yazdığı insanın fabrika ayarları kitabının ilkine, Beden ile başlıyor.

Biyoloji ,fizyoloji ve sinirbilim alanında çalışmalar  yapan yazar, insanın biyolojik yapısı ve diğer canlılardan farkları ile başlıyor anlatmaya. Ve insanın kendinin gelişimini bilmeden geleceğine ve sağlığına yön veremeyeceğinin de altını çizmiş oluyor. Biyolojik evrimden, teknolojik gelişmelerin insan üzerindeki etkisine kadar her şeyi anlaşılır bir şekilde yazıyor kitabında. Aslında insan denen canlının beden ve ruh olarak bir bütün olduğunu ve bu bütünün de evrenin bir parçası olarak yaşaması gerçeğini gözler önüne seriyor.

“Bir kuşun uçması gibidir insan olmak. Kendisine verilen yetenekleri kullanmayı boş verdiği her durumda, kanatlarını kapatan bir kuş misali, hızla irtifa kaybeder insanoğlu. Bu yüzden sıklıkla kendini hatırlaması, kendinin kendine hatırlatılması da gerekir” diyerek kitabı yazma amacını da açıklar. Bu kitapta özellikle beden ve beyinin çalışma sistemi ile bilgiler olabildiğince özet geçilmiştir. Bunun yerine, 5 maddeye indirgediği ve biyolojik donanımımızın tarihsel macerasına bakmaya bizi mecbur kılan temel ayarlarımızdan bahsetmeye çalışır.

Bu temel ayarlar;

1. Hareket,
2. Az çeşitli ve aralıklı yemek,
3. Olumlu ve zengin sosyal ilişkiler,
4. Düşük stresli bir yaşam,
5. Sınırları aşmak, 

başlıkları altında ele alınmıştır. Kanımca en son başlık da beynimizin ve bedenimizin birlikte işleyişi ve kullanılması ile gerçekleşecek olan kısımdır.

İnsan fabrika ayarlarında, insanın bedenine ve tarihsel gelişimine uygun olmayan yaşam biçiminin insanın ve insanlığın gidişi üzerine etkisinden de bahseder yazar. Çünkü başta ifade edildiği gibi insan biyolojik olarak bu dünyanın  ve diğer tüm canlıların da etkileşimde bulunduğu bir türdür aslında.

Bize özgü , ayrıntılı becerilerden biri olan öğrenme, beyinde gerçekleşmekle birlikte, gerekli koşullarda ,gerekli davranışları tekrar etmekle mümkündür. Çokça tekrar yapmak ,sinirsel bağlantıların yeniden düzenlenmesine izin verecek kadar sebat etmek bir konuda uzmanlaşmayı sağlayacaktır. Ancak bu şekilde beynimizi geliştirebilir ve yaratılış amacına uygun kullanabiliriz. Oysa günümüz koşulları, beslenme, şehir yaşamının aşırı stresi ve dijital öğrenme ortamı yaratan teknolojik gelişmeler aslında insana yarardan çok zarar vermektedir. Hatta kitabın sonuna doğru bir eğitimci olarak korktuğum o cümleyi de söyleyiverir : “Eğer yakın zamanda bu sistem değişmezse, özellikle küçük yaşlardan itibaren ellerine verdiğimiz bu cihazlarla yeni nesillerimiz garip bir öğrenme ve dijital engellilik durumuyla yüzleşebilirler.”

Nurhan ALEÇAKIR


Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.