YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN HOMEOPATİ VE HOMEOPATİK İLK YARDIM – Serdar Büyüközer

Bu ay, çok eski ama bizim ülkemiz için yeni sayılan bir tedavi yöntemini anlatan kitabın yorumunu yazmak istedim. Benim de çok yeni tanıdığım, kendime ve aileme de uyguladığım bir tedavi yöntemi Homeopati. Eskiden ufacık bir ağrım olsa ilaç içerdim. Bunun da hastalıklarımı iyileştirmek bir yana daha da kötüleşmesine sebep olduğunu fark ettiğimde bitkisel yöntemleri araştırmaya başladım. Mesela doktorumun söylediği 12 parmak bağırsağı ülserim sadece sabahları aç karna 1 yemek kaşığı doğal elma sirkesi içerek geçti. Bu da beni ilaç dışında tedavi yöntemleri olduğuna daha da inandırdı. Çok mecbur kalmadıkça ilaç kullanımımı oldukça azalttım. Bana sorarsanız tıbbın alternatifi olmaz tedavilerin alternatifleri olur ve herkese göre değişir. Günümüzde klasik tıp-alternatif tıp ayrımı yapılıyor. Hiç sağlıklı bir ayrıştırma değil benim düşünceme göre. “Adı ‘Alternatif Tıp’ ya da ‘Tamamlayıcı Tıp’ olsun fark etmez, aslında kimse klasik tıp devri bitti, artık alternatif tıp var demiyor. Hipokrat’tan bu yana geçen onca zaman boyunca tıp, pek çok insanı pek çok hastalıktan uzak tutmayı başardı. Ancak, tarihe baktığımızda görünen o ki, çaresi bulunan hastalıkların yerine yenileri ortaya çıkıyor. Mesela son yüzyıla baktığımızda veremi, çocuk felcini, enfeksiyonları güya yeniyoruz ama yerine astım, alerji, AIDS, kanser, otizm artıyor. Bu gelişmeyi izleyenler tıbbın bildiğimiz şekliyle %100 kesin çözüm ve tek başına yeterli olup olmadığını sorgulamaya başladılar. Klasik tıp bazı konularda yetersiz kaldıkça mevcut tıbbi teorilerde bir şeylerin eksik olabileceği kuşkusu arttı ve yeni yöntemler denenmeye başlandı, bunların bazıları da tatminkâr sonuçlar üretti. İşte homeopati de aslında bunlardan biri”.(Sf.10)

“Homeopatinin kurucusu Dr. Samuel Hahnemann, klasik tıp için ‘allopatik’(Zıtlık) kelimesini kullandı ve kendi yöntemine de ‘homeopatik’(benzer) dedi.  Allopatik tıp, insanı parçalara bölüyor; kalp ve damar sistemi, sinir sistemi, solunum sistemi, sindirim sistemi… Ve sistemler organlardan oluşur diye bölmeye devam ediyor; sindirim sisteminde mide, ince bağırsak, kalın bağırsak. Bölüyor da bölüyor; kemikler, kaslar, dokular, hücre, hücre zarı, DNA… Sonra tek tek parçaların hastalıkları için o hastalık belirtilerine yönelik ilaçlar ve girişimlerle tedaviyi sağlamaya çalışıyor. Bütüncül tıp ise ‘İnsan tek bir spermin tek bir yumurta ile döllenmesinden ortaya çıkıyor. Yani tek bir hücreden. İnsan sistemler bütünü değildir, sadece ve sadece tek bir bütündür. Hastalık parçaya değil, bütüne aittir. Tedavi de parçaya değil bütüne yönelik olmalıdır diyor. Bu açıdan homeopati, insanı bir bütün olarak ele alan yaklaşımlardan önemli bir tanesidir”. (Sf.11) Homeopati 1755-1843 yılları arasında yaşamış Dr. Samuel Hahnemann tarafından bulunmuştur. Bir tıp kitabının çevirisini yaparken, kinin zehirlenmesinin sağlıklı insanlarda sıtma hastalığına benzer hastalık belirtileri ortaya çıkardığını fark etmiş. Kininin aynı zamanda sıtma hastalığına yakalanmış kişiler için bir ilaç olması, homeopatinin özünü oluşturan temeli keşfetmesine yol açtı. Bir zehirleyici=ilaç etkisi olan madde, sağlıklı insanlara verilerek o kişileri hasta ettiğinde o insanlarda hangi doğal hastalığa benzer belirtilere yol açıyorsa, o hastalığa gerçekten yakalanmış hasta kişiler bu etken madde ile tedavi edilebilir. Yani;

1. Benzer, benzeri tedavi eder.

2. Her zaman mümkün olan en küçük doz kullanılmalıdır.

3. Her defasında bir çeşit ilaç kullanılmalıdır.

4. Tedavide sadece homeopatik ilaç kullanılmalıdır.(Sf.13)

Homeopatik ilaçlar ilacın etken maddesi (Bitkiler, Hayvanlar ve madenlerden elde edilir.) ve su ile defalarca çalkalanarak elde edilmektedir. 1 damla etken madde belli miktarda su ile karıştırılarak bir çözelti elde edilir. Elde edilen çözeltiden 1 damla alınıp tekrar su ile karıştırılır ve çalkalanır. Bu işlem 12 kez tekrarlandığında artık madde yoktur sadece öz vardır. Tıpkı ruhumuz gibi.  O yüzden etkisi çok güçlüdür ve hastalığı tamamen ortadan kaldırır. Bu noktada homeopatinin etki etmesi kişinin yaşam gücü ile çok ilgilidir. Enerji boyutunda etki ettiği için yaşam gücünüz ne kadar çok ise etkisi o kadar hızlı olmaktadır. Bu nedenle homeopati bebek ve çocuklarda en hızlı ve kolay şekilde etki etmektedir.

Homeopati ile tanışmam vücudumda çıkan yaralara tedavi için gittiğim hiçbir dermatoloğun çözüm bulamaması sonucu bir arkadaşımın beni homeopatiye yönlendirmesi ile oldu. Homeopat bir tıp doktoruna gittim ve yaralarım 2 ay içinde hiç olmamış gibi yok oldu. Daha doktora gitmeden benden 3 soruya yanıt vermem ve kendi el yazımla yazdığım cevaplarımı iletmem istendi. Çok detaylı, neredeyse tüm hayatımı kapsayıcı sorulardı. Tedavi süreci boyunca neden bu soruları sorduklarını ve gereğini anladım. Çünkü homeopati gerçekten bütüne bakıyor ve her kişiyi kendi içinde değerlendirerek tedavi uyguluyor. Mesela ben üzüldüğümde hemen midem yanardı. Bir başkası ise öfkelendiğinde mide yanması yaşayabilir. Klasik tıp bu ikisine de aynı tedaviyi uygularken homeopati her ikisine de farklı tedavi uyguluyor. Çünkü görünen sonuç aynı olabilir ama altında yatan nedenler çok farklı.

Hastalanırız çünkü bedenimiz istenmeyen bir duruma tepki verir. Aslında bu tepki çok değerlidir. Hastalığı bir araca benzetecek olursam; bir araç A şehrinden B şehrine gitmek için yola çıkar. Modern tıp bu aracı durdurarak A şehrine geri gönderir. Homeopati ise hastalığın semptomlarına göre uygun tedaviyi vererek bedenimize destek olup aracın B şehrine sorunsuz varmasını sağlar. Yani hastalığı bastırmak, baskılamak, yok saymak yerine hastalığa destek olup iyileşme krizi yaşatarak, bedene zarar vermeden bir an önce bitirmeyi amaçlar. Bastırılan ve baskılanan her şey mutlaka bedende farklı şekillerde yine ortaya çıkacaktır. Ve bu sefer ilki kadar basit de olmayacaktır. (Mesela bastırılan ve doğru tedavi edilmeyen alerjiler ilerde astıma dönüşmektedir.)

İsteyen herkes nasıl ilk yardım eğitimi alabiliyorsa yine isteyen herkes homeopatik ilk yardım eğitimi de alabilir. Bunun için mutlaka sağlık sektöründe olmamıza gerek yok. Elbette alışkanlıklarımız, öğrendiklerimiz bir anda değişmeyecektir. Antibiyotikleri ağrı kesicileri bir anda bırakmak imkânsız tabi ama alternatiflerinin olduğunu bilmek ve bu konuda bilgi sahibi olmak büyük bir nimet. Yan etkisi olmayan tamamen doğal ve zararsız bir o kadar da etkili bir tedavi homeopati.

Kitapta yazar bizlere homeopatinin nasıl ortaya çıktığını, homeopatik ilaçların yapımını, sağlığı, hastalığı, ilaçların ne durumlarda etki ettiğini, teşhisi nasıl koyacağımızı, ilaçların kullanım şekillerini, iyileşme sürecini detaylı şekilde anlatmış. Dünyada ve ülkemizde homeopatinin gelişimi hakkında bilgiler vermiş. Kitabın son kısmında da 23 tane homeopatik ilaç için rehberini bizlerle paylaşmış. Nasıl parmak izimizin başka bir eşi yok ise bizler de eşsiz ve tekiz. Bir insan böylesine eşsiz iken herkese uygulanacak tedavi nasıl aynı olabilir.  Evet, çok çok detaylı ve ince bir ilim homeopati ancak öğrenmeye ve uygulamaya değer. Kendini tanımak, yaşam gücünü arttırmak, kronik sandığı hastalıklarına kalıcı çare bulmak isteyen herkese öneririm bu başlangıç kitabını. 

Burcu AYDIN


                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.