TONGUE FU SÖZLÜ DÖVÜŞ SANATI – Sam Horn

Binlercesinin içinden seçilmiş bir oosit ve bir spermin birleşmesi ile başlıyor hayat yolcuğu ve bizim aklımızın alacağı ile iletişimimizin miladı. Daha mm bir hücre iken yerleştiğimiz rahimde başlıyoruz iletişim kurmaya. Önce diğer hücrelerle, kanla, suyla, annemizin kalp atışı ile. Kalbi hızlı atsa biz de heyecanlanıyoruz sakinleyince biz de dinginleşiyoruz… Serüvenimizi tamamlayıp Dünya’ya gelince iletişim boyut değiştiriyor sadece.  Velhasıl iletişimin olmadığı tek bir anımız yok yaşamımız boyunca. Tüm hayatımızı kapsayan bu unsuru çok iyi kullanmak acaba neleri değiştirirdi diye düşündüm kendi kendime. Kitabı okurken de her satırında daha iyi anladım nasıl bir sihirli değnekle yaşadığımı elimde.

Çatışma çözümü, tarih, matematik ya da fen bilgileri gibi okullarda öğretilmiyordu. Bu yüzden, birisi kendilerine kötü davrandığında insanlar ne yapacaklarını ya da ne söyleyeceklerini bilemiyorlar. Çoğu zaman aynı ile mukabele ediyor ya da sessiz kalıp acı çekiyorlar. Her ikisi de bir işe yaramıyor. Kung-Fu’nun amacı fiziksel bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır. Tongue-Fu’nun amacı ise psikolojik bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır. Öz savunmanın sözlü biçimidir; acı sözler söylemek ya da susup kalmak yerine başvurulabilecek yapıcı bir seçenektir. Tongue-Fu, sadece adil ya da dürüst olmayan davranışlara karşı koymakla ilgili değildir. Aynı zamanda bir yaşam felsefesi; hem işinizde hem de dışarıda herkesle daha iyi geçinmenize yardımcı olabilecek bir iletişim tarzıdır. Çatışmaları nasıl önleyeceğinizi, nasıl iş birliği oluşturacağınızı ve başkaları düşüncesiz ve kaba davrandığında bile nasıl nazik kalmayı tercih edeceğinizi öğreneceksiniz. (Sf. 13-14-15)

Sihirli değnek dedim ya bununla ilgili çok güzel atasözlerimiz de var zaten; ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘İnsanın eti yenmezi derisi giyilmez; tatlı dilinden başka nesi var’, Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı’,’ Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim’.  Ve hepimizin bildiği; “Söz ağızdan çıkmadıkça senin esirindir; ağızdan çıktıktan sonra ise sen onun esiri olursun”.  Hz. Ali.  İletişim kesinlikle bir sanat ve maalesef bu sanatın inceliklerini çok az biliyoruz. Herhangi bir yetenek de gerektirmiyor oysa sadece bilinçli çabayla bu sanatı hepimiz öğrenebiliriz. Sam Horn da yıllardır verdiği eğitimlerle bunu bizzat deneyimlemiş. Kitabı okumak değil uygulamak ve hayata geçirmek anlam ifade ediyor. O yüzden her zorlandığımızda sayfaları çevirip acaba bu durumun reçetesi neydi diye bakabiliriz. Çünkü yazar hayatta karşılaşabileceğimiz neredeyse tüm durumlar için harika reçeteler vermiş bize. Eğer hizmet sektöründe çalışıyorsanız şikayetlerle karşılaşma ihtimaliniz çok yüksektir. Kitabın dördüncü bölümü; “Şikayetleri anında sona erdirin” harika reçeteler sunuyor. Mesela, bir hastane de hasta kabul de çalışıyorsunuz bir hasta randevusunun saat 3’te olduğunu şimdi saatin dört olduğunu ve hala doktoru göremediğini sert bir şekilde söylüyor. Neyin yanlış gittiğini açıklamak yerine (bu zaten kızmış kişiyi daha da kışkırtırdı), çalışan KÖH Trenine atlamayı tercih etti.

Kabul Et: “Haklısınız, efendim. Randevunuz saat üçteydi.”

Özür Dile: “Bu kadar beklemek zorunda kaldığınız için özür dilerim. Doktor Ameliyattan bir türlü çıkamadı.

Harekete Geç: “İzin verirseniz hastaneye telefon edip, hemşireye ne zaman çıkabileceğini sorayım. Gösterdiğiniz anlayış için teşekkür ederim. Böyle sabırlı olmanız çok güzel.

Tahmin edebileceğiniz gibi adam öfkesini iş görenin üzerine boşaltmaktan vazgeçti ve dönüp yerine oturdu. Böylesine cana yakın bir yaklaşım karşısında başka ne yapılabilirdi ki? (Sf.53)

İnsanın her koşulda her zaman gelişip değişebileceği zaten bilimsel olarak da kanıtlandı tek yapmamız gereken bilgi sahibi olmak ve sahip olduğumuz bilgileri hayatımızda uygulamak. Sam Horn 4 bölümden oluşan kitabında tepki değil yaklaşım göstermeyi, unutacağımız ve kullanmamız gereken sözleri, çatışmaları nasıl iş birliğine dönüştüreceğimizi ve istediklerimizi, ihtiyaç duyduklarımızı ve hak ettiklerimizi nasıl elde edeceğimizi bizlere öğretmiş.  Tin Suresi 95/4. Ayette ‘Biz insanı en güzel biçimde yarattık’. Buyurmuş rabbimiz. Her yönümüzle en güzel biçimde olma gücümüz var ve iletişim bunun en önemli aracı kullanıp kullanmamak bize kalmış.

Tongue-fu der ki söz sanatı nezakettir, inceliktir, öz benliği korumadır, incitmemek incinmemektir.

Derviş Yunus der ki;

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Yağ ile bal ede bir söz

Burcu AYDIN


Bültene Kayıt Olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.